
Koronavirüs salgını sonrasında ABD’de yapılan bir araştırma üzerinden katılımcılara, “nerede çalışmayı tercih edersiniz?” sorusu soruldu ve seçeneklerde “evde”, “işyerinde”, “paylaşım ofisinde” ve “kafelerde” gibi farklı alternatiflere yer verildi. Araştırma neticesinde; “çalışanların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde iyi tasarlanmış bir işyerinde” çalışmayı tercih edenlerin çoğunlukta olduğu sonucu çıkmıştır. Dolayısıyla işyerleri çalışanlar için hala önemini korumaya devam ediyor. Salgın sırasında evden çalışırken, çalışma şeklimizi ve yöntemlerimizi değiştirerek yeni beceriler geliştirdik. Meslektaşlarımız, müşterilerimiz, arkadaşlarımız ve ailelerimiz ile iletişim kurmak için yeni metotlar ve yöntemler kullandık. Evden bireysel olarak çalışmanın; mesai saatlerinden bağımsız, sosyal ve aile hayatı ile iç içe geçen, fakat aynı zamanda da oldukça verimli olabileceğini öğrendik. Yine ABD’de yapılan farklı araştırmalar; düzenli olarak evden çalışmanın çoğu kişi için yeni bir deneyim olduğunu ve ABD’de her 10 çalışandan sadece 1’nin pandemi öncesinde düzenli olarak evden çalıştığını gösterdi. Bu araştırmadan çıkan bir başka sonuç ise, pandemi azaldıktan sonra insanların sadece %12’sinin tam zamanlı olarak evden çalışmak istediklerini göstermektedir. Birçoğumuz tam zamanlı olarak ofislere geri dönmek istiyor veya ev ile ofis çalışması arasında bir denge arıyoruz. Bu oran sektöre göre değişkenlik göstermektedir. Ancak pandemi sonrası işyerleri her zamankinden daha önemli olabilir.

Evden çalışma düzeninde, işimize odaklanarak çalışabilsek de maalesef sosyalleşemiyoruz. Bu salgın sürecinde, insanları ve sosyalleşmeyi gerçekten özlediğimiz sonucu ortaya çıktı. Etkileşimli ve ortak bir iş paylaşımını; iş arkadaşlarımızla olan sosyalleşmeyi, birlikte olmaktan kazanılan öğrenme ve tecrübeleri özlüyoruz. Yapılan anketlerde, çalışanların ofise gelmesinin en önemli nedenleri olarak; sosyalleşmek, birlikte iş yapmak, meslektaşlarıyla bağlantı kurmak gibi amaçlar olduğu ortaya çıkıyor. Covid-19 sonrası işyerleri; çalışanların sadece işe gittikleri bir yer değil, birbirleriyle tanıştıkları, sosyalleştikleri ve birlikte ürettikleri yerler olarak daha çok önem kazanmaya başladı. Bu doğrultuda yeni ofisler, sadece bireysel çalışmanın yapıldığı bir “iş” alanı olmaktan uzaklaşıp, grup çalışmaları için bir “toplanma yeri” ne dönüşecek. Özetle işyerlerinin yeni rolü, topluluk oluşturmak, ortak bir amacı – misyonu güçlendirmek ve insan ilişkilerini kuvvetlendirmek olacaktır.

Ofis tasarımlarında da bu yeni bakış açısı doğrultusunda değişiklikler yapılmalıdır. Çalışanları birbirine bağlayan, grup çalışmalarını teşvik eden ve sosyalleşmeye imkan verecek; ancak sosyal mesafe ve hijyen konularından da taviz vermeyecek çalışma alanları oluşturulmalıdır. Bu yeni tasarımlar, kurumların kültürüne, misyonuna, organizasyon yapısına en uygun şekilde olmalıdır. Çalışanlara, işyerinde çalıştıkları sürede, yaptıkları işin bütüne olan katkısını; ayrıca evden çalıştıkları sürede de bir bütünün parçası oldukları fikrinin, hem tasarımsal hem de fikren verilmesi çok önemlidir. Ayrıca yapılacak yeni tasarımlarla işyerinde bulunmak cazip hale getirilmelidir. Bu tasarımlar, çalışanların kendilerini güvende, sağlıklı ve sosyal yönden güçlü hissettikleri, insan odaklı mekânlar olmalıdır.
Yeni yapılacak düzenlemeler, çalışanları sağlıklı yaşama teşvik etmeli ve çalışanların refahının önemsendiğini hissettirmelidir. Tıpkı doğru konumlanmış bir merdivenin insanları asansör yerine merdiveni kullanmaya teşvik etmesi gibi… Uzun süre masa başında oturmak yerine yapılacak farklı çalışma düzenleri, dezenfeksiyon istasyonları, sosyal mesafe için yer işaretleri vb. maddeler yeni normal hayata geçişin ilk adımları olacaktır. Yapılacak yeni tasarımlar gerek bireysel, gerek grup çalışmalarına imkân verecek ve maximum verimlilik oluşturacak şekilde planlanmalıdır. Tekil ve grup çalışmaları için özel veya yarı özel odalar, beyin fırtınası alanları, toplantı odaları, telefon görüşme istasyonları, sosyal alanlar vb. mekânlar tasarlamak; topluluk oluşturmak ve işbirliği ortamı yaratılmasını teşvik etmek adına, yeni ofis tasarımlarının vazgeçilmez unsurları olacaktır.

Şüphesiz ki Covid-19 hayatımızın her alanına birçok zorluk ve olumsuzluk getirmiştir. İnsanoğlunun içindeki iyimserlik ile tüm bu zorlukların üstesinde gelinebilir. Koronavirüs neyin öncelikli, neyin önemli ve değerli olduğuna dair düşüncelerimizi yeniden şekillendirmemize neden oldu. İnsanların sağlıklı şekilde bir araya geldiği, kültürün ve ilişkilerin güçlendiği, sosyalleşmeye imkân verecek işyerlerini yeniden tasarlamak oldukça önem kazanacak ve şüphesiz ki bu tasarımların merkezinde insan olacak.