
Ofis çalışanları günlerinin büyük bir bölümünü işyerlerinde geçirmekteler. İçerisinde bulunduğumuz bu mekânların da fiziksel ve psikolojik anlamda insan sağlığı üzerinde etkilerinin olduğu uzun bir zamandır biliniyor. Bu sağlık koşulları, koronavirüs sonrası ofislere dönüş sürecinde, iç mekânlarda kullanılacak malzeme seçimleri ile daha da önem kazanmış durumda. Çünkü Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre koronavirüs, farklı koşullar altında (ortam sıcaklığı, nemi veya malzeme türüne bağlı olarak) yüzeylerde birkaç saatten, birkaç güne kadar hayatta kalabiliyor. Bu sebeple mimari tasarımda ve malzeme seçimlerinde alınabilecek önlemler ile daha sağlıklı ofisler tasarlamak mümkün. Bu noktada hastane ve gıda sektörü bize iyi bir referans oluşturmaktadır.
Tasarım aşamasında alınabilecek en etkili önlemler; kolay temizlenebilir, leke tutmayan ve özellikle tezgâh gibi yüzeylerde ek yeri içermeyen malzeme kullanımıdır. Ayrıca tasarımda kör ve erişilemez (temizlenemez) köşelerden uzak durmak gerekir. Örneğin tezgâh gibi yüzeylerde kullanılacak granit ve doğal taş malzemeler, içerdiği gözenekli yapısı ve nem etkisi ile kolayca bakteri ve virüslerin barınabileceği yüzeylere dönüşebilir. Buna karşılık çelik, akrilik ve kuvars malzemeler gözeneksiz yapıları ile kolayca temizlenebilir ve az ek yeri içerdiği için dezenfekte edilmesi daha kolaydır. İlave olarak halı, tekstil, kumaş perdeler ve bazı duvar kâğıtları, gözenekli yapıları sebebiyle tozu tutarak alerjik semptomlara neden olabilir. Bu sebeple bu tür tekstil tabanlı malzemelerde özel önlem almak gereklidir.
2017 yılında Perkins+Will tarafından konu ile ilgili yürütülen bir araştırma sonucunda şu bilgiler ortaya konmaktadır: Antimikrobiyaller, FDA’ nın 2016 yılındaki yasaklarına kadar sabunlarda sıklıkla kullanıldı. Ancak bu kimyasalların kullanımı; boya, tezgâh yüzeyleri ve kapı kolları gibi yapı malzemelerinde artık giderek daha popüler hale geliyor. Tek başlarına antimikrobiyallerin aşırı kullanımı kas fonksiyonlarında zayıflama, öğrenme bozuklukları ve otoimmün hastalıkları gibi bazı sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Ancak bu kimyasallarının, yapı malzemelerindeki kullanımının olumlu veya olumsuz sağlık koşulları oluşturmasına yönelik bir araştırma henüz yayınlanmamıştır.

Wikipedia’da detaylı şekilde tarif edildiği gibi bazı malzemeler, örneğin bronz, pirinç ve bakır-çinko-nikel alaşımlar doğal olarak antimikrobiyaldir ve çeşitli mikro organizmaları kendiliğinden yok etme özelliğine sahiptirler. Üretim aşamasında bakır alaşımların kullanıldığı bazı ürünler; lavabo, musluk, kapı kolları, korkuluk, tuvalet ekipmanları, asansör ekipmanları, bilgisayar klavyeleri, duvar karoları, mutfak tezgâh yüzeyleri vb. ürünlerde bu alaşımlar, mikro organizmaların çoğalmasını önlemek amacıyla kullanılmaktadır. İnşaat sektörü için gümüş oldukça pahalı bir malzeme olmasının yanında, kaplama yüzeylerinde kullanılan gümüş nano parçacıklar, önemli oranda antimikrobiyal koruyucu görev üstlenmektedir. İlave olarak fotoaktif pigmentler, kendi kendini temizleme ve antimikrobiyal özellikleri sebebiyle cam, seramik ve çelik gibi yüzeylerde kullanılmaktadır.
Yeni normal dönemin ilk günlerini yaşadığımız bu süreçte, tüm işverenler ve çalışanlar için sağlık, elbette ki en önemli konu. Koronavirüs öncesi pek de önemsemediğimiz, özellikle sağlık konularındaki önemli değişiklikler, yaşantımızı ve çevremizi etkilemeye başladı. Bu değişikliklerin tasarım ve malzeme seçimleri aşamasından itibaren ele alınması ve adeta bir tasarım verisi olarak değerlendirilmesi, kısa dönem gelecek senaryolarını biçimlendiren önemli etkenlerden biri olacaktır.